Kategoriler

Diyet ve sağlıklı beslenme sadece zayıflamak için yapılmaz

Diyet ve sağlıklı beslenme sadece zayıflamak için yapılmaz

Link: https://ajansbir.com/diyet-ve-saglikli-beslenme-sadece-zayiflamak-icin-yapilmaz/7314/

Uzman Diyetisyen İzan Işık, “Salgın ortamında sağlıklı beslenmenin önemi bir kat daha arttı” diyerek, hareketliliğin azaldığı, evde geçirilen sürenin arttığı salgın döneminde bireylerin sağlıklı beslenmeye daha fazla önem vermesi gerektiğini belirtti. Zaman zaman “salgında diyet yapılmaz, kilo kontrolü yapılmaz” sözlerinin doğru olmadığını vurgulayan İzan Işık, salgın ortamında doğru beslenmenin sağlığı korumada kritik önemde olduğunu vurguladı.

Uzman Diyetisyen İzan Işık: “Salgında diyet yapmayın demek sağlıklı beslenmeyin demekle eşdeğer”

Uzman Diyetisyen İzan Işık, “Salgın ortamında sağlıklı beslenmenin önemi bir kat daha arttı” diyerek, hareketliliğin azaldığı, evde geçirilen sürenin arttığı salgın döneminde bireylerin sağlıklı beslenmeye daha fazla önem vermesi gerektiğini belirtti. Zaman zaman “salgında diyet yapılmaz, kilo kontrolü yapılmaz” sözlerinin doğru olmadığını vurgulayan İzan Işık, salgın ortamında doğru beslenmenin sağlığı korumada kritik önemde olduğunu vurguladı.
 
Uzman Diyetisyen İzan Işık, her türlü hastalık ve bu günlerde salgın olarak devam eden COVID-19 enfeksiyonundan korunmada beslenmenin kritik önemde olduğunu söyledi.
Salgınla birlikte “diyet yapmayın” benzeri kulaktan dolma cümlelerin, bireyleri yanlış yönlendirebileceğine işaret eden Uzm. Dyt. Işık, diyetin sadece “zayıflamak için yapıldığı” şeklinde yanlış bir algı olduğunu belirterek, bu yanlış algının yanlış beslenmeye yöneltebileceğini, bireylerin sağlığını tehdit edebileceğini açıkladı.
Antalya Muratpaşa’da Dietos Beslenme ve Diyet Danışmanlığı kliniğini açan Uzm. Dyt. İzan Işık, “Covid-19 pandemisi ile birlikte sağlığımızı korumak üzere verdiğimiz mücadelenin temel ayaklarından birisi de sağlıklı ve doğru beslenme. Sıklıkla bu süreçte diyet yapılmaması yönünde duyduğumuz tavsiyeler ise yanlış algılanmaya oldukça müsait. Diyet yapmak, ne yazık ki toplumumuza “bağışıklığı düşüren ve kişiyi aç bırakan bir sistem” olarak yansıtılıyor. Ancak, sınırlı miktarlarda dahi olsa, içeriğindeki besinler doğru seçildiği takdirde diyetin sağlık üzerindeki faydalı etkilerinden yararlanmak mümkün” dedi.


- Literatürde “şok diyet” ve “detoks diyet” gibi bir şey yok.
Uzm. Dyt. İzan Işık, diyetisyen tarafından hazırlanan beslenme programının bireylerin gereken tüm besin öğelerini kapsayacak şekilde planlandığını, sağlığını koruma ve daha da iyileştirmeyi hedeflediğine işaret ederek, bireye özgü olmayan, hızlı zayıflatma ya da başka hedefleri ima eden “şok diyet” ve “detoks diyet” gibi kavramların sağlıklı beslenmeye dair literatürde bir karşılığı olmadığını anlattı. Uzman Diyetisyen Işık şu bilgileri verdi:
“Şok diyet, detoks diyet gibi başlıklardan bir diyet türü olarak bahsetmek de tıpkı hızlı kilo vermeyi vadeden bu tarz beslenme biçimlerini uygulamak gibi yanlıştır. Pandemi süresinde yapılan diyetler, diyetisyen tarafından bireye özgü hazırlandığı takdirde hastalığa davetiye çıkarmaz, aksine sağlığı koruyarak bağışıklık sistemini destekler ve bireylerin iyilik halinin sürdürülmesine yardımcı olur. Buna ek olarak; aç kalarak, sadece belli başlı besinlere yönelerek veya detoks sular tüketerek uygulanan programlar bireylerin sağlığı için tehdit oluşturmakta, bağışıklık sistemini de tehlikelere açık hale getirmektedir.”


-Sonbahar ve kış ayları için bağışıklık sistemi iyileştirilmeli
Salgın döneminde izolasyon kararlarıyla uzun bir sürenin evde geçirildiğini, bugünlerde riskli kişilerin hala evde kalmayı sürdürdüğünü hatırlatan Uzm. Dyt. İzan Işık, bu süreçte beslenme açısından yanlış davranışlar olabildiğini kaydetti. İzan Işık, şeker ve yağ oranı yüksek abur-cubur gıdalara yönelmek, hareketliliğin azalması, porsiyonların büyütülmesi, yetersiz su içme, bilinçsizce vitamin desteği kullanımı ya da kilo kontrolü için besin alımının dengesiz biçimde azaltılması-öğünlerin kısıtlanması gibi yanlışlar gözlemlendiğini bildirdi. Uzm. Dyt. Işık, “Bu hataları en kısa zamanda sonlandırarak, doğru beslenme davranışları ile değiştirmeli, özellikle sonbahar ve kış ayları için bağışıklık sistemimizi iyileştirmeliyiz” diye konuştu.


-Sıcak havalarda su tüketimi unutulmamalı
Gün içerisinde hava sıcaklığının 30 dereceyi aştığı Antalya gibi illerde yaşayanların su tüketiminin normalden daha fazla olması gerektiğini söyleyen Uzm. Dyt. Işık, her bir bireyin günlük su gereksinimini “Vücut ağırlığı (kg) x 35 mL” formülü ile hesaplayabileceğini de belirtti.


-Covid-19 Salgınında da bağışıklık sisteminizi destekleyin
Sağlıklı beslenme için diyetisyenlere danışılmasının büyük önem taşıdığını, her bir bireyin kendine özgü vücut ve yaşam biçimi bulunduğunu hatırlatan İzan Işık, “Yeterli miktarda taze meyve, sebze ve tam tahıllardan oluşan sağlıklı ve dengeli bir diyet, fiziksel aktivite ile birleştirildiğinde bireyi sağlıklı ve zinde tutacak formüldür. Covid-19 salgını sırasında iyi beslenmek ve aktif kalmak fiziksel ve zihinsel sağlığımız için önemlidir. Günlük rutinlerimiz ve yeme alışkanlıklarımız değişmiş olabilir ancak bir plan yapmak ve hazırlıklı olmak bu konuda bizlere yardımcı olabilir. Evde geçirilen fazladan zaman, yeni besinleri ve tarifleri denemek veya diğer aile üyelerini yemek hazırlama ve pişirmeye dahil etmek için de iyi bir fırsattır. Bu şekilde birlikte zaman geçirmek, yeni bir şey denemenin ve bazıları için yeni bir beceri öğrenmenin eğlenceli bir yolu olabilir” dedi.


Uzman Diyetisyen İzan Işık, genel olarak bağışıklık sistemini destekleyen besinler hakkında şu bilgileri verdi:

Omega-3 yağ asitleri: Omega-3 yağ asitleri, insülin direnci ve kardiyovasküler risk faktöründen korunmada önemli bir yere sahiptir. Omega-3'ler aynı zamanda depresyonla mücadeleye yardımcı olabilir ve bağışıklık sistemini desteklemek için de gereklidirler. Ayrıca yapılan çalışmalar omega-3 yağ asitlerinin obezite ile mücadeleye de yardımcı olabileceğini göstermektedir. Omega-3 yağ asitleri bakımından yüksek olan besinler; somon, sardalya, alabalık, yayın balığı, ringa balığı, uskumru, chia tohumu, keten tohumu, ceviz, ıspanaktır.

D Vitamini: D vitamininin bağışıklık sağlığı için faydaları olabileceğine dair artan kanıtlar bulunmaktadır. Son zamanlarda, birkaç çalışma düşük D vitamini seviyelerinin daha yüksek Covid-19 ölüm oranları ile bağlantılı olduğunu iddia etmiştir. Çalışmalar ayrıca D vitamininin solunum yolu enfeksiyonlarına karşı korunmaya yardımcı olabileceğini de öne sürmüştür. Bununla birlikte D vitamininin yeterli seviyede olması kardiyovasküler hastalıklardan, depresyondan, obeziteden korunmak için önemlidir. Güneşten ve besinlerden alınan D vitamini, karaciğerde ve böbrekte değişime uğrayarak kullanılmaktadır. Yumurta sarısı, sardalya, somon, karides, süt, yoğurt ve mısır gevreği gibi D vitamini içeren besinler olsalar da D vitamininden etkili bir şekilde faydalanmak için her gün 15-20 dakika direkt olarak avuç içleri, kollar ve yüz açıkta olacak şekilde güneşlenilmelidir.

Demir: Bu mineralin faydaları, bağışıklığı ve hemoglobini güçlendirmekten yorgunluğu gidermeye ve vücuttaki birçok hayati işlevi korumaya kadar uzanmaktadır. En iyi demir kaynakları arasında yumurta, karaciğer, sığır eti, konserve somon, baklagiller (mercimek, fasulye ve nohut), fındık (kaju ve badem), ıspanak, lahana ve brokoli gibi koyu yapraklı yeşillikler bulunur. Hayvansal kaynaklı demirin bitkisel kaynaklı demire göre vücutta kullanımı ve biyoyararlılığı daha yüksektir.
Diyet posası: Diyet posası; kilo vermeye, göbek çevresindeki yağlanmayı kontrol etmeye, Tip-2 diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanser türlerinin risklerini de azaltmaya yardımcı olur. Sağlıklı bir bağışıklık sistemine katkıda bulunarak sindirim sistemi sağlığını da korumaya yardımcı olur. Kolesterol ve kan şekeri seviyelerini dengede tutmak için tüm meyveler, sebzeler ve tahıllardan çeşitli posa tüketimi olmalı. Diyet posasından başlıca zengin besinler; kabuklu meyve ve sebzeler, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllardır.

Çinko ve Covid-19: Çinko insan vücudunda 300’den fazla enzimin fonksiyonu için gerekli olan bir iz elementtir. Covid-19'un önlenmesi ve tedavisi için tek başına veya hidroksiklorokin ile kombinasyon halinde çinko takviyesi şu anda klinik çalışmalarda değerlendirilmektedir. Covid-19’un önlenmesi ve tedavisi için belirlenmiş optimal çinko dozu henüz yoktur. Diyet ile alınan elementel çinko alımı için önerilen düzeyler; yetişkin erkeklerde günlük 15 mg, kadınlarda 12 mg, 1-10 yaş arası çocuklarda 10 mg’dır. Çinko, normal bağışıklık fonksiyonu için gerekli bir elementtir. Dolayısıyla çinko durumunda hafif bir düşüş bile, immün cevabı zayıflatabilir ve enfeksiyon oluşumlarını arttırabilir. Örneğin; çinko desteğinin soğuk algınlığı semptomlarını hafiflettiği, pnömoni ve diğer bakteriyel hastalıklara karşı iyileşmeyi hızlandırabildiği ve diyare morbiditesini azalttığı bilinmektedir.

Çinko durumu ayrıca yaşlanma, bağışıklık eksikliği, obezite, diyabet ve ateroskleroz dahil olmak üzere şiddetli Covid‑19 risk faktörleriyle sıkı bir şekilde ilişkilidir, çünkü bunlar çinko eksikliği için bilinen risk gruplarıdır. Bu nedenle çinko, inflamasyonu azaltarak, mukosiliyer klirensi iyileştirerek, ventilatörün neden olduğu akciğer hasarını önleyerek, antiviral ve antibakteriyel bağışıklığın modülasyonu yoluyla Covid‑19'u önleyici ve adjuvan tedavisi olarak koruyucu etkiye sahip olabilir. Bununla birlikte, bu konuda daha fazla klinik ve deneysel çalışmalara ihtiyaç vardır.

Uzun süreli ve fazla miktarda çinko takviyesi bakır eksikliğine ve ardından geri dönüşlü hematolojik kusurlara (anemi, lökopeni gibi) ve potansiyel olarak geri döndürülemez nörolojik belirtilere (miyelopati, parestezi, ataksi, spastisite) neden olabilir. Ayrıca oral çinko takviyesi, çok değerlikli katyonlarla bağlanan bazı ilaçların emilimini de azaltabilir. Dolayısıyla bir doktor önerisi olmadığı halde, Covid-19’dan korunmak amacıyla bilinçsizce çinko takviyesi almanın uzun vadede olumsuz etkileri olabilir. Diyete bağlı çinko eksikliğinin ise DNA sentezini bozarak gelişme geriliğine neden olduğu çok iyi bilinmektedir.
Dolayısıyla beslenmenizi çeşitlendirmek ve çinkodan zengin besinleri düzenli olarak tüketmek daha yararlı ve risk içermeyen bir tercih olacaktır. Et, karaciğer, yumurta ve deniz ürünleri çinkonun en iyi kaynaklarıdır. Süt ve ürünleri, kuru baklagiller, yağlı tohumlar ve tahıllar da yeterince çinko barındırmaktadırlar.
Ayrıca D vitamininin, çinko metabolizması üzerinde, çinkonun kemiğe alınmasını arttırması şeklinde pozitif etkisi bulunmaktadır.

Özet
:
X